7.3.11

Blogger'ı bırakıyorum, WordPress'e taşınıyorum

Malum yasa ve yasaklardan dolayı oradan buradan giriş yapıp maymuna dönmektense, adam gibi İnternet'i kullanmanın tek yolu bu şu sıralar ne yazık ki...

2.3.11

hediyelik


Yürüyorum bir ormanda yalınayak
Yaprakları dalları taşıyorum kendimle her adımda
Kokusu siniyor toprağın bedenime
Ve acısı her bir taşın, çalının, dikenin
Yürürken benimle yürüyor, çoğalıyorlar
Bedenim yorgun düşüyor
Kanım toprağa karışıyor
Besliyorum onu tüm varlığımla

1.3.11

iki

çoğunlukla çift anlamı taşıyan sayıdır. hatta ibranice'de, tekil, çoğul, çift olabilir sözcükler ve vücudun organlarının adlarının hep sözcüğü çift yapan ekler aldığını öğrendim geçenlerde. el, göz, kulak gibi...

tek değil, çok da değildir. çoğunlukla idealdir bu yüzden. "one is the loneliest number" şarkısını hatırladım şimdi bak.

biri erkek, biri kız olmak üzere ideal çocuk sayısı olabilir. bir batımda iki çocuk doğurma da olabilir.

eş olarak tanımlanan kişilerdir. insan evladı üçüncü olmadan yapamayacak kadar zayıf olsa da, yine ideali ikidir. bu üçüncü eşlerin aile bireyleri de olabilir, akrabalar da olabilir, fazla sıkı fıkı arkadaş da olabilir.

benim için aynı evde oturduğum maksimum yıldır. o yıla girdik. bakalım...

28.2.11

"komiksin"

düşene gülmek. melahat düştü ve arkadaşlarıyla birlikte gülmeye başladılar. dizleri yara bere pislik içinde kalmıştı ama gülmekten kendi bile kalkamıyordu. wipe out izleyen adam. o kadar gülüyor ki oradan oraya koşturan insanlar birer pin pon topuna dönüşüyor bir süre sonra.

gülmek öğrenilmiş tepki midir?

gülmenin tadını çıkarmak varken, yıllar yıllar yıllar önce bir gün bu sebepten ötürü katıla katıla gülerken beni bir merak sardı.

25.2.11

paraşütsüz serbest düşüş

nişanlısıyla birlikte atlama gerçekleştiren bir kızın paraşütleri sorun çıkarıyor. binlerce metreden düşüş başlıyor böylece. nişanlısı anbean kızın düşüşünü izliyor, onunla konuşuyor, çaresizliğin hat safhasını yaşıyor sevdiği kadın ölüme gözlerinin önünde yaklaşırken. kız önce dehşete kapılıyor, nişanlısının da yönlendirmesiyle fazla panikleyip havada debelenmemeye gayret ediyor. ancak yapacağı her şeyi yaptığı için ve bütün her şey onun az sonra ölümünün kesin olduğunu gösterdiği için kız başka bir yol seçiyor.

24.2.11

dünya dönüyor

herkes biliyor döndüğünü. işte hayat devam ediyor filan demek için de söyleniyor bu. evet, "ben"den bağımsız döndüğünü farkındayım bir sürü şeyin, tabii ki her zaman böyle düşünerek de yaşamıyorum.

yazdan beri, iki kutup çatışması olarak tanımlayabileceğim savaşın geriliminin ayak seslerini duyuyorum. hissini vereli daha da uzun oldu. iki kutup çatışması dediğim n.dir? anlatıyorum...

23.2.11

iplerim koptu!

az önce inanılmaz bir şey oldu! önce avuçlarım yandı böyle içten içten, hemen ardından parmaklarımın uçlarına monteli iplerim koptu! allahım n. yapacağım şimdi ben?! demek güvende hissettiriyormuş bunlar, çok acayip! böyle pıt pıt kopuverdiler ikişer üçer. şimdi öyle havada duruyorlar. çok şaşkınım...

22.2.11

döne döne bir kız gelir

öyle sarhoş gibi veya ayağı bir taşa takılmış değil, balerin zarafetinde dengeli bir sürekli dönüşten söz ediyorum. denizde de böyle dönmekten hoşlanırım, elimdeki tek havada durma hissi veren yer olarak. ama eminim havada daha iyi olurdu, çünkü denizin bir sürtünmesi var, direnci var. diyorlar ki denizin dibini, dalmayı sevenler özellikle, içe dönük insanlarmış, anne karnı gibi gelirmiş onlara. bilmiyorum, belki öyle. ama ben yalnız olmayı seviyorum. boşlukta, ama yine de hiçlikte değil, belki gerekli donanıma sahip olsa bedenim örneğin uzaydaki boşlukta, aynı balerinler gibi dönüp durma fikri huzur veriyor. kendimi n. yöne hafifçe itsem sakince oraya süzülüyorum. gülüyorum, gülüyorum, gülüyorum. ileride keşfedilmemiş, teleskoplarla bile henüz görülmemiş küreler var.

15.2.11

kendinin az önce durduğu yere bakmak

saniyeler içinde değişebilen insan evladı, az önce n. kadar öfkelendiğine veya n. kadar kaybolduğuna kendi düşüncelerinde veya n. kadar aklı havada olduğuna şaşar kalır. o "ben"imdir işte, bu da. sahip çıkarım ona da, buna da. kedime bakarım, tek ayağı havada kalmış halde kafasını benim bağdaş kurduğum bacaklarımın arasına gömerek uyuyan. koklarım o havadaki patisinin ortasından buram buram.

iletişim

olaylara verilen ilk tepkinin bireyler arasındaki uyumuna, denkliğine veya zıtlığına bağlı olarak gelişen görünmez bu bağ, n.sıl oluyor da bir anda aynı zeminde buluşturuyor iki evreni? birlikte bir geçmişe sahip olanlar, birbirlerinin mimiklerini tanıdığı, hatta fark etmeden onları ezberlediği için bir sonraki adımlarını kestirmek bir zaman sonra kolaylaşır, bazen refleks gibi ortaya çıkan hareketleri karşısındaki şaşırtmaz bu yüzden. ancak bazen ortak geçmiş, ezberleme, anılar yokken bile iletişimi yakalamak mümkündür.

11.2.11

gölgeler, odalar, gerilimler, kaçışlar

n.reye gizlenebilir korkular, n.reye kadar kaçabilir insan bulunmak istemediklerinden, hangi oda güvenliği tümüyle sağlayabilir, hangi eylem sizi hem rahatlatabilir hem de pişman olmadan durdurabilir? gerilim döneminde hangi direkler size yol gösterebilir ve ihtiyaç anında tutunmanızı sağlayabilir? her şey insanın ayağının altından kum gibi kayarken, bastığı yerin gitmesi gereken yola ait olduğunu nasıl ayırt edebilir? kuzey güney, alt üst kavramı olmadan, yerçekimsiz bir ortamda, hiçbir şeye zarar vermeden yola devam etmek nasıl mümkün olur? yerçekimsiz ortamın yoruculuğu, zarar verme korkusu seni odaya kapattığında oradan seni n. çıkarabilir?